21 Ocak 2013 Pazartesi

Sürprizli Topkek (Kokostar)


İçi İçin Malzemeler:
* 1 yumurta akı
* 1 su bardağı tepeleme hindistan cevizi
* 2 çorba kaşığı toz şeker (tepeleme değil)
* 1 çorba kaşığı fındık ezmesi

Yapılışı:
* Tüm malzemeleri bir kaba alıp birbirlerine karışana kadar çırpıyoruz.
* Karışımdan 12 veya 13 eşit parça alıp yuvarlıyoruz ve üzerine hafifçe bastırarak çok az yassılaştırıyoruz.

Keki İçin Malzemeler:
* 2 yumurta (birinin beyazı içi için ayrılacak)
* 1 çay bardağı şeker
* 1/2 çay bardağından biraz eksik sıvıyağ
* 1 çay bardağı sulu yoğurt ve süt karışımı (ben yarı yarıya kullandım)
* 2 çay bardağı un
* 1 tepeleme yemek kaşığı kakao
* 1 paket vanilya
* Yarım paketten biraz fazla kabartma tozu
* Bir fiske tuz

Yapılışı:
* Yumurta ve şekeri çırpıyoruz.
* Sıvıyağ ile yoğurt-süt karışımını ekleyip tekrar çırpıyoruz.
* Daha sonra geri kalan diğer tüm kuru malzemelerimizi de ilave ediyoruz ve son defa çarpıyoruz. Kek hamurumuz artık hazır.

~Fırınımızı 200 dereceye ayarlıyoruz ve o ısınana kadar şunları yapıyoruz:
~12 veya 13 adet kağıt kek kalıplarımıza birer çorba kaşığı kek hamuru koyuyoruz. (Ben kağıt kalıpları yayılmasınlar diye silikonların içine koyuyorum.)
~Üzerine birer tane hindistan cevizi içimizden koyuyoruz. (Dibe doğru bastırmayın sakın)
~Hindistan cevizinin üstüne yeniden birer kaşık kek hamuru ekleyip önceden ısıtılmış 200 derece fırınımıza veriyoruz.
~Keklerimizin üzeri kabuklaşıp kabardıktan sonra ısıyı 5er derece düşürererk yavaş yavaş 180 dereceye indiriyoruz. (İlk 5dakika içerisinde yapıyoruz bu işlemi)
~180 derece fırında yaklaşık 15 dakika daha pişirip çıkarıyoruz.
~ Yani toplamda 20 dakika kadar pişirdikten sonra fırından alıyoruz.

Afiyet olsun....



26 Aralık 2012 Çarşamba

Dudaklara Dikkat !!!!


Havalar soğudu artık. En az ellerimiz kadar dudaklarımızda kuruyor. Ve yapılmaması gereken şeyi hepimiz yapıp; dudaklarımız kurudukça dilimizle ıslatarak aslında daha da fazla kurumasına sebep oluyoruz. Bu nedenle ben özellikle bu soğuk havalarda dudak nemlendiricilerimi asla yanımdan eksik etmiyorum. O kadar çok lipbalm denedim ki, en memnun kaldıklarımı paylaşmak istedim sizlerle.
                                     
Avene Cold Cream : Kesinlikle çok etkili. Eczaneden almıştım ve anında etkisini göstermeye başlıyor.

OHT Peptide3 : Dudak kuruluğundan ziyade duddakları dolgunlaştırmaya yarıyor. :) Bunu genelde geceleri yatmadan önce sürüyorum. Biraz yakıyor fakat bence işe yarıyaor!!!

Khiel's LIP BALM : Çok memnumun. Hemen etkisini gösteren bir krem. Anında yumuşatıveriyor dudaklarınızı. Dudak parlatıcısı yerine bile kullanabilirsiniz. Dudaklarınızı nemlendirirken parıl parıl yapıyor çünkü.Tadi da harika:)

BURT'S BEES : Ben ballı olanını almıştım. Tadı ve kokusu harika. Dudaklarıma da çok iyi geliyor. Fazla parlatmadığında rujunuzu sürmeden önce bile kullanabilirsiniz.

Ben asla makyaj çantamdan eksik etmiyorum dudak kremlerimi. Özellikle de kışın.... Siz de bu soğuklarda dudaklarınızı ihmal etmeyin olur mu?
                                     

17 Aralık 2012 Pazartesi

Pratik Supangle

                             
                            
Sadece 5 malzeme ile hazırlayabileceğiniz nefis bir tatlı tarifim var bugün sizlere. Home TV'deki programlara benzedi giriş cümlem sanki. :)

Hafta içi tatlı olarak hep en pratik tarifleri seçiyorum mecburen. Aksi halde vakit kalmıyor tatlıya. Bu tarife biz bayıldık. Tek başına supangle yapınca biraz içini bayıyor insanın. Fakat bunun altında keki var. İşte o çok hafifletiyor tadını.  Portakal kabuğunu da supangleye ekleyince lezzetine lezzet kattı.
Malzemeler:
*1 paket Dr. Oetker Supangle
*2,5 su bardağı süt (500 ml.)
*1 paket Dankek Mozaik Kek
*1 adet portakal kabuğunun rendesi
*Üzerini süslemek için hindistancevizi

Yapılışı:
*Öncelikle supanglemizi süt ile devamlı karıştırarak kıvamını alana dek pişirelim.
*Supangleyi ocaktan almadan 4-5 dakika önce portakal kabuğu rendesini ilave edelim.
*Kekimizi birer parmak kalınlığında dilimleyip borcama dizelim.
*Üzerine supanglemizi yayalım ve dışarıda soğumaya bırakalım.
*Hindistan cevizi ile süsleyip buzdolabına kaldıralım.
*Soğuduktan sonra servis edelim.

Ben borcamda yaptım. Fakat siz isterseniz kuplarda da yapabilirsiniz. Sunumu daha şık olur aslında ama dedim ya adı üstünde 'pratik' olduğundan ben borcamı tercih ettim. :)
Afiyet olsun....
                              
                               
                             

5 Aralık 2012 Çarşamba

Pizza (Çok Özel Bir Tarif !!!)

                             
Geçenlerde iş çıkışı pratik olur diye fırından ekmek hamuru aldırıp pizza yapmıştım. Malzemelerini de bol bol özene bezene hazırladım. İlk pizza deneyimim olacaktı. Can'a menüde pizza var müjdesini verdim ve attım tepsiyi fırına. Fakat gelin görün ki o kadar kötü olmuş o kadar kötü olmuştu ki anlatamam. Hamuru sert, üzeri kuru.... Keyfim kaçtı ve birer dilim yedkten sonra bahçedeki köpeklere ayırdığım artık yemeklerin arasına yollayıverdim hemen.

Daha da pizza yapmam diye düşünürken  bir pizza çılgını olan Can ısrarla birdahakine daha iyisini yapacağım konusunda ısrar edince ; bu kez Ece Anne'min tarifiyle yapmaya karar verdim. Onun pizza tarifi meşhurdur.
Aldım defteri önüme ve tarife birebir sadık kalarak yaptım bu kez. Hamurunu da kendim yoğurdum. Üstelik fırından hamur alıp yapmaktan daha kolay geldi bana. Çünkü fırın hamurunu da sıvıyağ ile tekrar yoğuruyorsunuz zaten.

Bu tarifi Ece Anne'lerin yazlıkta yemek kursuna giden bir komşusu vermiş.Profesyonel bir tarif anlıycağnız. :)
                                      
Veeeeee bingoooo....
Ben bile inanamadım ortaya çıkan şaheseri benim yaptığıma. :) İnanın hayatımda yediğim en ama en güzel ev pizzasıydı. Can'dan aldığım iltifatları saymıyorum bile. :) Daha sonra da Başaklara yaptım ikinci kez. Ve koca tepsiyi hep berarber silip süpürdük. :)

Tek tavsiyem siz de tarife birebir sadık kalın lütfen. Yine lafa daldım dimi, hemen tarife geçiyorum :)

Malzemeler:
*1 su bardağı ılık su
*1/2 paket yaş maya
*1/2 çorba kaşığı toz şeker
*1/2 su bardağı sıvı yağ
*Tuz (1 çay kaşığı kadar)
*Un (Yumuşak kıvamlı,ele yapışmayan bir hamur olacak)

Sosu İçin:
*1çorba kaşığı ketçap
*1,5 - 2 çorba kaşığı salça
*Pul biber, kekik, fesleğen (eğer varsa)
*1 çay bardağı kadar su

Üzeri İçin:
*Rendelenmiş kaşar
*Sucuk
*Salam
*Sosis
*Siyah zeytin
*Domates
*Biber
*Ve her ne seviyorsanız onu ekleyebilirsiniz. (Mısır, mantar vs...)

Yapılışı:
*Hamuru hazırlamakla başlayalım. Hamur yoğuracağınız kaba ılık su, şeker ve yaş mayayı koyun ve biraz karıştırın. Unu ve tuzu da ilave edip yumuşak kıvamlı bir hamur elde edin. Nemli bir bez ile örtüp 15-20 dakika mayalanmaya bırakın. (Ortamın ısısına göre mayalanma süresi değişecektir.)
*Hamur mayalanırken biz sosumuzu ve diğre malzemelerimizi hazırlayalım.
*Fırın tepsisinin her tarafını güzelce yağlayıp hamuru yayalım.
*Üzerine sosumuzu ilave edelim.
*Sosun üzerine kaşar peynirini serpiştirelim.
*Diğer bütün malzemeleri de güzelce yerleştirelim.
*İnce ince dilimlediğimiz domatesi ve uzun ince doğradığımız biberleri de ilave edelim.
*2OO derece önceden ısıtılmış fırında altı pişene kadar pişirelim.

Artık haftada bir kez yapılacakmış bu pizzadan. Emir büyük yerden geldi. :)

Not: Bu ölçülerle tam bir fırın tepsisi kadar pizza çıkıyor. Kalabalık bir aileyseniz ölçüyü iki katına çıkararak da yapabilirsiniz ki orjinali öyleydi. Fakat ben yarım ölçü tercih ettim. Malum iki kişiyiz. :)

Afiyet Olsun....
                               





28 Kasım 2012 Çarşamba

Ayşegül Abla'dan Nefis Aşûre Tarifi

                              
                               
Bayılırım aşureye. Fakat bugüne kadar hiç yapmayı denemedim. Çünkü hep yapan birileri oldu ve beni de mahrum bırakmadılar sağolsunlar. :) Bu sene kimse aşure yapmadı diye üzülürken müjdeli haber Ayşegül abladan geldi. Tek kelimeyle harikaydı. Narları bile soyup buzdolabı poşetine koymuş. Daha ne olabilir ki.... Ben de aşurenin lezzetine yaraşır bir sunum hazırlayıverdim hemen. Fotoğraflar benden tarif Ayşegül ablanın kendi kaleminden. Metnin devamını kendisi yazdı.
Buyrun.... :)
************************************************************************************ 
Muharrem ayı gelince herkesi bir aşûre telaşı alır gider. Acaba yiyebilecek miyim, acaba yapan olur mu, komşular getirir mi falan. Eşim ve ben ailelerimizden uzakta yaşadığımız için ve çok da fazla komşumuz olmadığı için o çok sevdiğimiz geleneksel lezzeti bir şekilde yaşamalı ve yaşatmalıydık. Üç sene önce çok sevdiğim bir ablamda tattığım aşurenin tarifini mutlaka öğrenmeliydim. Yoğun ısrarlarım üzerine, ondan o kimseye vermediği aşure tarifini öğrendim, her muharrem ayında yaptım, elimden geldiğince tanıdıklarıma ve sevdiklerime tattırdım ve herkes tarafından gerçekten çok sevildi.
Ezgicim de aşûremi tadarak, bana aşûre tarifimi bloguna koymak istediğini söyleyince çok heyecanlandım. Çok sevdiğim bir şarkıcıyı dinlemeye gitmişim de mikrofonu bana uzatmış ve şarkı söyleyecekmişim gibi hissettim. Ve elbette çok gurur duydum.
Çok uzatmadan tarife geçeyim. Netice itibariyle blog benim blogum değilJ
Aşûre yapmak değil de, aşûrenin ayarını tutturmak zordur. Yüzlerce çeşit aşûre yemişizdir. Kimisi çok cıvık olur, kimisi çok şekerli, kimisi içine alakalı alakasız her türlü malzemeyi katar. Velhasıl kelam ben lezzeti test edilmiş ve onaylanmış aşağıdaki tarifi şiddetle herkese tavsiye ediyorum.
Şimdiden afiyet olsun.
Aşûre Tarifi

Malzemeler
750gr aşûrelik buğday
2 su bardağı nohut
2 su bardağı kuru fasülye
1 çay bardağı pirinç
200gr kuru incir
200gr kuru kayısı
200gr üzüm kurusu
5 su bardağı şeker
1 adet portakal
15 adet karanfil
1 adet kabuk tarçın
1 çay bardağı süt
2 adet elma

Yapılışı
Kuru fasülye ve nohut düdüklü tencerede 30 dakika haşlanır ve dinlenmeye bırakılır.
Aşûrelik buğday 20 dakika haşlanır ve dinlenmeye bırakılır.
1 çay bardağı pirincin içine 4 çay bardağı su konularak kısık ateşte nişasta olana kadar sürekli karıştırarak pişirilir.
Küp şeklinde doğranmış olan kuru incir, kuru kayısı ve üzüm kaynar suyun içine dökülerek 2 dakika kaynatılıp altı kapatılır ve dinlenmeye bırakılır.
Aşûrelik buğdayın dinlendikten sonra yapıştığını göreceksiniz. Bu şekilde içine biraz soğuk su konulur ve açılana kadar yoğurulur. Üstünü geçecek kadar sıcak su, nohut ve kuru fasülye eklenir ve kaynaması beklenir.
Ardından sırasıyla ve yavaş yavaş;
Kayısı, incir ve üzüm
1 tam portakal kabuğu rendesi
Yarım su bardağı portakal suyu
Süt
Karanfil
Kabuk tarçın
Şeker
Küp küp doğranmış elma
Eklenir ve dibi tutmasın diye sürekli karıştırılır. Elmadan sonra üç dakika daha kaynatılarak altı kapatılır ve soğuması beklenir. Üzerinin kabuk bağlamaması için arada bir tencerenin kapağı açılarak karıştırılır. Ilıyana kadar bu işlem devam ettirilir. Tencerenin kapağı kapalı bir şekilde soğuk bir ortamda bir gece bekletilir.
Püf Noktaları
i)                     Tencereniz çok büyük bir tencere olmalı. Aksi takdirde bu ölçüleri tencerenize sığdıramazsınız. Bu konu çok önemli.
ii)                   Aşûre ılıyınca kabuk tarçın içinden çıkartılır; aksi takdirde acı bir tat bırakabilir. Seçmekte güçlük çekmezseniz karanfilleri de içinden çıkartabilirsiniz. Ben karanfilleri içindeyken daha çok seviyorum.
iii)                  Pişirme işlemi sırasında göz kararınca sık sık sıcak su eklemeniz gerekecek. Ayrıca pişirme işlemi bitince aşûreniz eğer akıcı bir kıvamda ise telaşlanmayın. Ertesi sabah malzemelerin şişerek aşûrenizin koyu bir kıvama geldiğini göreceksiniz. Şeker miktarını ise; ertesi sabah tadına baktığınızda damak lezzetinize göre sıcak bir su içinde eriterek eklemek suretiyle ayarlayabilirsiniz. Zira sıcakken tadına baktığınızda şekerliymiş gibi gelebiliyor. Eğer ertesi sabah kontrol ettiğinizde kıvamı çok koyu olduysa içine -maksimum 1 su bardağı olmak üzere- soğuk su ekleyerek dilediğiniz kıvama getirebilirsiniz.
Üzerini süsleme konusu da artık sizin zevkinize ve hayal gücünüze bırakıyorum.
Afiyet olsun....
                                  
                                  
Published with Blogger-droid v2.0.9

27 Kasım 2012 Salı

Pancake (Ballı & Muzlu)

                                 
Pazar günü Can'a kahvaltıda ne istersin diye sorduğumda; ''Pancake istesem yapabilir misin'' dedi. O ister de ben yapmazmıyım hiç. Hemen girdim mutfağa. Önce malzemeleri hazırladım.

Can iki yıl boyunca Chicago'da neredeyse her sabah kahvaltısını pancake ile yapmış. Bu konuda gurme olmuş diyebilirim yani. O nedenle çok titizlenerek hazırladım ben de. Çünkü karşılaştıracağına emindim. Yedikten sonra tek yorumu ''Helal olsun sana aynısını yapmışsın'' demek oldu. :) E şimarmadım desem yalan olur yani. :)

Hemen tarife geçiyorum.
                                 
Malzemeler
*2 adet yumurta
*1 çay bardağı pudra şekeri
*1/2 çay bardağı sıvıyağ
*1 çay bardağı süt
*1 çay kaşığı kabartma tozu
*1 çay kaşığı vanilya
*1 su bardağı un (ben biraz daha fazla kullandım)

Üzeri İçin
*Süzme bal
*Muz
Not: Siz dilediğiniz marmelat, reçel, krema veya meyvelerle de süsleyebirisiniz. Yine bal veya akçaağaç şurubuyla tatlandırmak şartıyla krem şanti ve çilekle de çok yakışacaktır. Tabi bu mevsimde bulabilirseniz :)

Yapılışı
*Yumurta ve pudra şekerini çırpalım.
*Sıvıyağ ve sütü de ekleyip tekrar çırpalım.
*Unu, karatma tozunu ve vanilyayı da ilave edip akıcı bir karışım elde edelim. Kek hamurundan biraz daha akışkan olacak. Un miktarını ona göre ayarlayın.
*Krep tavasını sıvıyağ ile yağlayıp ocağa alalım. Bir kepçe karışımımızdan döküp iki yüzünü de pişirelim.
*Servis tabağına aldığımız pancakelerin üzerine bal gezdirip muz ile süsleyelim ve tekrar bal gezdirelim.
*Dilerseniz önce muzları yerleştirip onun üzerine balı tek bir kez de gezdirebilirsiniz.

Ben hızlı olsun diye biri yuvarlak diğeri kare olan iki pancake tavasıyla birden hazırladım. Böylece iki ayrı şekilli sunum oldu. 
                              
Yanına da sıcacık bir çay veya güzel bir kahve....
                              
Tarifi aynen uygulamanızı şiddetle tavsiye ederim. Çok ama çok güzel bir pancake tarifi oldu. Pazar kahvaltılarımızda başköşeyi alacak gibi görünüyor.
Afiyet olsun....
                               
                               
                              
                              
Published with Blogger-droid v2.0.9

23 Kasım 2012 Cuma

Prensesin Masası-1 :) Yani devamı gelecek anlamında bu biiiiir :)

                                
                                 

Blogumun adı "Prenses Mutfağı" olunca masama da prensesin masası adını verdik. :)
                              
Hiç sevmem öyle alelacele hazırlanmış masalarda yemek yemeyi. Hemen birşeyler atıştırıp yemek vaktini geçiştirmeyi de sevmem. Ben yaşamak için yiyenlerden değil, yemek için yaşayanlardanım sanırım.

Benim için özellikle akşam yemekleri bir keyiftir. O nedenle evde hergün son derece özenerek hazırlarım sofralarımı. Can'ın karnı çok aç olduğunda ''acelesinden olsun bu seferlik de'' diye huysuzlansa da oooo yooooo olmazzzzz. :)

Dün akşam da yeni cicilerimle hazırladım masamı.Fotoğraflayınca bloga da eklemeye karar verdim.

Minik saksıdaki çiçekler English Home.
Melekli mumlarım ise Münih'te el yapımı ürünlerin satıldığı bir mağazada ilk görüşte aşktı kesinlikle.  ''Kız Kıza Münih'' yazımdan Münih macerlarımızı da okuyabilirsiniz. :)
Supla olarak kullandığım servisler de English Home'da 3 ayrı boyunu içeren bir set olarak satılıyor. 8 set alıp supla yaptım ben onları. :)
                               
                               
                                

Menü de:
*Sebzeli ve kremalı makarna
*Acı soslu ve baharatlı julyen doğranmış ızgara
*Şeftali,elma ve armutla yapılmış meyve hoşafı vardı.
                            

Kadehlere gelince; size süper bir önerim var. Dün bir anda aklıma geldi ve neden olmasın ki dedim. Meyve hoşafını şarap kadehlerinde servis ettim. O kadar hoş bir sunum oldu ki. Önce mum ışığında hoşaflarımızı içtik:)) sonra da meycelerini yedik. :) Pek romantikti sormayın. :) Servisleri neden karşılıklı değilde yanyana hazırladığıma gelince; suplaları karşılıklı sığdıramadım da ondan. :)

                                
                                

Sevgiler....