25 Haziran 2013 Salı

Macera Dolu Amerika (New York)

Hepinize merhaba a dostlar. Blogumu bu kadar uzun süre ihmal edişimin tek sebebi son iki haftadır Amerika'da oluşumdu.
Canım Can'la önce bir hafta New York'ta kalıp ardından Chicago'ya geçtik. Dolu dolu süper ötesi bi Amerika tatili yaptık.
Geçen defa New York'a gidişimde sistit olmuştum ve sadece restoranlardaki wc.leri ve acil servisi görebilmiştim. :) Bu defa çok fena acısını çıkardım.

İnstagramda ara ara fotoğraf paylaşmaya çalıştım ama tabiki en güzellerini bloguma sakladım. :)
Amerika postunu ikiye ayırmak istedim. New York ile başlıyorum.

Öncelikle otelimizden bahsedeyim. Başak ve Alper Abi'min tavsiyesi üzerine Times Square'in merkezinde olan Paramount Otel'de kaldık. Manhattan'da çoğu otel odaları gibi bizim odamız da küçüktü fakat tertemizdi. Bu otelde çok sık katalog vs. çekimleri yapılıyormuş. Biz ordayken de sanırım bir takı firması için reklam çekimi yapılıyordu.

İki adımlık yere bile yürümeye üşenen ben; Can'ın sayesinde tüm Manhattan'ı yürüyerek gezdim inanın. Ve avcumun içi gibi öğrendim her yeri. New York'ta kesinlikle araba başa bela. Zaten şehir müthiş düzenli. Gideceğiniz yerin tam adresini biliyorsanız bulmamanız imkansız.

Otelimiz Times Square'de olduğundan zaten her gece oradaydık. Her defasında ilk kez görmüşçesine insanın başını döndüren dünyaca ünlü bu meydan bizi de büyüledi. Gece yarısı bile güneş varmışçasına ışıl ışıldı her yer. Mağazalaryine yarılarına kadar açık. Herseys, m&m, Toys'R'Us, Hard Rock Cafe, Cake Boss Cafe, Sephora, Forever 21 ve adını hatırlayamadığım bir dolu mağaza.... Mickey ve Minnie Mouse, Spiderman, Hello Kitty ve daha bir dolu karakter ise Times Square'in vazgeçilmezleri.Gece yarılarına kadar bu meydanın keyfini tam anlamıyla çıkardık.





Benim favorim tahmin edersiniz ki Fifth Avenue yani şu meşhur 5.Caddeydi. :) Can'a alışverişlerimden fenalık gelse de ben çoooook eğlendim.  Tüm ünlü markalar, Apple'ın meşhur camdan yapılan merkezi, şu sıralar vizyonda olan Leonardo di Caprio'nun The Gerat Gatsby filminin çekildiği The Plaza Hotel, Trump Tower ve New York sosyetesi de 5. Cadde'deydi :)






Central Park ise adeta cennetten bir köşe.... Ama yürüyerek gezmek zulüm oluyor. :) Fayton veya bisikletle gezmek en iyisi. Veya yanınıza yiyeceklerinizi alıp çimlere uzanıp piknik yapmak hem de sevdiğinizle.... Paha biçilemez bence....


 

Rockefeller Center yine gezilmesi gerek yerlerden biri. Geçen gelişimde Empire State'in tepesinden izlemiştim New York'u o nedenle bu kez Rockefeller Center'a çıktık. Üstelik burası Empire State gibi değil. NBC Studyoları da bu binada yer alıyor. Alt katlarında mağazalar ve nefis cafeler, restoranlar var. Özellikle bir sushici vardı ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Oraya gidip de Yummy Sushi'ye uğramadan dönmeyin asla. Taze taze gözünüzün önünde yapıyorlar. Hayatımda daha iyi bir sushi yemedim.


 
Rockefeller Center'ın çok yakınında Magnolia Bakery var. Sex&The City fanları bilirler Carry Bradshaw'ın cupcake yediği bu bakeryi. Şu an hala tadı damağımda. Banana Puding'leri, birbirinden enfes cupcakeleri..... O puding varya o puding insanı yoldan bile çıkarır. :)
 
SOHO'yu görmeden olmaz tabiki. SOHO genellikle modacıların butiklerinin olduğu yani daha ziyade tasarım kıyafetler bulabileceğiniz bir yer. SOHO'daki Prada mağazasında ise The Gerat Gatsby filmindeki kıyafetler sergileniyordu biz ordayken. Soho'daki Bloomingdales mağazasını da es geçmeyin.

 
Dünya'nın en büyük Macy's mağazası da tabiki New York'ta. Burası için bir gününüzü ayırabilirsiniz bence, hatta daha fazla ama tabi kız kıza iseniz :)

Eğer bizim gibi elinize bir harita alıp ''aaa China Town ve Little İtaly'yi duymuştum buraya da gidelim?'' derseniz sakın o hataya düşmeyin. Tamamen vakit kaybı. Little Italy sıra sıra bir sürü İtalyan restoranının olduğu başka da hiçbirşeyin olmadığı bir semt. China Town ile dipdibe zaten. China Town ise neredeyse tümüyle Çin'lilerin yaşadığı kokudan sokaklarında dahi yürümek istemeyeceğiniz New York'ta tek nefret ettiğim yerdi....

Wall Street ise borsanın, ticaretin vs.nin merkezi. Hani şu New York tasvirlerindeki boğa figürü varya; işte burayı simgeliyor. Bana göre görmesek de olurdu ama bu da Can'ın ilgi alanı işte napalım mecbuuuur. :) İkiz kulelerin yerine yapılan ve inşaası devam eden World Trade Center da Wall Street'e çok yakın.

Greenwich'e de gittik. Burada da yine Sex&The City'deki Amanda'nın evlendiği bahçeyi gördük. İnsan o bahçenin gerçek olduğuna inanamıyor. Mükemmeldi. Greenwich daha ziyade oturum bölgesi. Bence görülmesi şart bir yer değil açıkçası.
 
Madame Tussauds Müzesi'ni görmeden asla dönmeyin derim. Ben geçen defa gittiğimde gezmiştim o nedenle bu kez oraya vakit ayırmadık. Ama tek kelimeyle büyüleyici. Dünya starları, devlet büyükleri,vs. her kimi görmek isterseniz hepsi bu müzede sizi bekliyor. Brad Pitt ve Angelina Jolie çiftine asla burdaki kadar yakın olamazsınız mesela. :)
 
Bunların dışında Liberty Island yani özgürlük anıtı da görülmesi gereken yerlerden tabi fakat o kadar rüzgarlı ve soğuktu ki hava vazgeçtik gitmekten. Bir dahaki sefere artık. :)

Bir önerim daha var. New York'ta sürekli olarak göreceğiniz Hop On Hop Off otobüs turlarından almanızı tavsiye ederim. Çünkü 24 saat boyunca istediğiniz durakta inip istediğiniz durakta aynı biletle tekrar binebiliyorsunuz. Üstelik yukarıda saydığım her yerde durağı var bu otobüslerin....Rehber eşliğinde China Town'dan tutun da Brooklyn Bridge, Greenwich, Soho vs.... her yerden geçiyor.

 
Gördüğümü gezdiğimi anlattım. Biraz da yediğimden içtiğimden bahsedeyim. :)

****5. Cadde'deki Quality Meats hayatımda yediğim en ama en lezzetli en muazzam etti. Burayı bugüne dek gitmiş olduğum en lezzetli restoran ilan edebilir. Adresini de paylaşmak istiyorum ki yolunuz düşerse muhakkak gidin diye. Bu arada burayı Buse Terim'in blogdaki önerisi üzerine keşfettik. Kesinlikle tek geçiyorum. 5. caddedeki Apple'ın hemen karşısında The Plaza otele çok yakın.
57 West 58th Street
New York, NY 10019
(212) 371-7777 

Bottega Del Vino ise bir İtalya restoranı. Yine 5.Cadde'de ve Apple'a çok yakın. Lazanyası süper ötesiydi... Ve sonrasında karamelli crem brule gibi bir tatlı yedik. Mmmmmm hala aklımda.

Magnolia Bakery ve buraya dair herşey muazzamdı.  Red velvet cheesecake dışında. :)



Baked by Melissa Cupcakelerini es geçmeyin derim. Minicik ama çooook lezzetliler.

SOHO'daki Cipriani.... Çok elit ve güzel bir İtalyan restoranı....İstanbul'a da açılmış şubesi. Tavsiye ederim.

Ve tabiki sushi..... Favorimiz Rockefeller Center'daki Yummy Sushi tabiki. Soho yakınlarındaki Blue Ribbon Sushi de çok güzeldi. İkisinde de taze taze gözünüzün önünde yapıyorlar sushileri. Yok kesin karar verdim öğrenicem bu sushi işini. :)

Veeeeeee Cake Boss Cafe..... Discovery Channel'daki Cake Boss programını izleyenler zaten bilirler bu adamın mücize pastalarını.... Times Square'deki Cake Boss Cafe'yi görünce mutluluktan havalara uçtum resmen. Lezzetlerinden şüphe etmeden istediğiniz pastayı seçebilirsiniz burda. Hepsi birbirinden lezzetliydi....





Şu an yazarken bile bu kadar yeri ben mi gezdim diyorum hem de bir haftada. :)
Biraz uzun oldu farkındayım, umarım sıkmamışımdır sizi. Çok sevgiler herkese.....