28 Kasım 2012 Çarşamba

Ayşegül Abla'dan Nefis Aşûre Tarifi

                              
                               
Bayılırım aşureye. Fakat bugüne kadar hiç yapmayı denemedim. Çünkü hep yapan birileri oldu ve beni de mahrum bırakmadılar sağolsunlar. :) Bu sene kimse aşure yapmadı diye üzülürken müjdeli haber Ayşegül abladan geldi. Tek kelimeyle harikaydı. Narları bile soyup buzdolabı poşetine koymuş. Daha ne olabilir ki.... Ben de aşurenin lezzetine yaraşır bir sunum hazırlayıverdim hemen. Fotoğraflar benden tarif Ayşegül ablanın kendi kaleminden. Metnin devamını kendisi yazdı.
Buyrun.... :)
************************************************************************************ 
Muharrem ayı gelince herkesi bir aşûre telaşı alır gider. Acaba yiyebilecek miyim, acaba yapan olur mu, komşular getirir mi falan. Eşim ve ben ailelerimizden uzakta yaşadığımız için ve çok da fazla komşumuz olmadığı için o çok sevdiğimiz geleneksel lezzeti bir şekilde yaşamalı ve yaşatmalıydık. Üç sene önce çok sevdiğim bir ablamda tattığım aşurenin tarifini mutlaka öğrenmeliydim. Yoğun ısrarlarım üzerine, ondan o kimseye vermediği aşure tarifini öğrendim, her muharrem ayında yaptım, elimden geldiğince tanıdıklarıma ve sevdiklerime tattırdım ve herkes tarafından gerçekten çok sevildi.
Ezgicim de aşûremi tadarak, bana aşûre tarifimi bloguna koymak istediğini söyleyince çok heyecanlandım. Çok sevdiğim bir şarkıcıyı dinlemeye gitmişim de mikrofonu bana uzatmış ve şarkı söyleyecekmişim gibi hissettim. Ve elbette çok gurur duydum.
Çok uzatmadan tarife geçeyim. Netice itibariyle blog benim blogum değilJ
Aşûre yapmak değil de, aşûrenin ayarını tutturmak zordur. Yüzlerce çeşit aşûre yemişizdir. Kimisi çok cıvık olur, kimisi çok şekerli, kimisi içine alakalı alakasız her türlü malzemeyi katar. Velhasıl kelam ben lezzeti test edilmiş ve onaylanmış aşağıdaki tarifi şiddetle herkese tavsiye ediyorum.
Şimdiden afiyet olsun.
Aşûre Tarifi

Malzemeler
750gr aşûrelik buğday
2 su bardağı nohut
2 su bardağı kuru fasülye
1 çay bardağı pirinç
200gr kuru incir
200gr kuru kayısı
200gr üzüm kurusu
5 su bardağı şeker
1 adet portakal
15 adet karanfil
1 adet kabuk tarçın
1 çay bardağı süt
2 adet elma

Yapılışı
Kuru fasülye ve nohut düdüklü tencerede 30 dakika haşlanır ve dinlenmeye bırakılır.
Aşûrelik buğday 20 dakika haşlanır ve dinlenmeye bırakılır.
1 çay bardağı pirincin içine 4 çay bardağı su konularak kısık ateşte nişasta olana kadar sürekli karıştırarak pişirilir.
Küp şeklinde doğranmış olan kuru incir, kuru kayısı ve üzüm kaynar suyun içine dökülerek 2 dakika kaynatılıp altı kapatılır ve dinlenmeye bırakılır.
Aşûrelik buğdayın dinlendikten sonra yapıştığını göreceksiniz. Bu şekilde içine biraz soğuk su konulur ve açılana kadar yoğurulur. Üstünü geçecek kadar sıcak su, nohut ve kuru fasülye eklenir ve kaynaması beklenir.
Ardından sırasıyla ve yavaş yavaş;
Kayısı, incir ve üzüm
1 tam portakal kabuğu rendesi
Yarım su bardağı portakal suyu
Süt
Karanfil
Kabuk tarçın
Şeker
Küp küp doğranmış elma
Eklenir ve dibi tutmasın diye sürekli karıştırılır. Elmadan sonra üç dakika daha kaynatılarak altı kapatılır ve soğuması beklenir. Üzerinin kabuk bağlamaması için arada bir tencerenin kapağı açılarak karıştırılır. Ilıyana kadar bu işlem devam ettirilir. Tencerenin kapağı kapalı bir şekilde soğuk bir ortamda bir gece bekletilir.
Püf Noktaları
i)                     Tencereniz çok büyük bir tencere olmalı. Aksi takdirde bu ölçüleri tencerenize sığdıramazsınız. Bu konu çok önemli.
ii)                   Aşûre ılıyınca kabuk tarçın içinden çıkartılır; aksi takdirde acı bir tat bırakabilir. Seçmekte güçlük çekmezseniz karanfilleri de içinden çıkartabilirsiniz. Ben karanfilleri içindeyken daha çok seviyorum.
iii)                  Pişirme işlemi sırasında göz kararınca sık sık sıcak su eklemeniz gerekecek. Ayrıca pişirme işlemi bitince aşûreniz eğer akıcı bir kıvamda ise telaşlanmayın. Ertesi sabah malzemelerin şişerek aşûrenizin koyu bir kıvama geldiğini göreceksiniz. Şeker miktarını ise; ertesi sabah tadına baktığınızda damak lezzetinize göre sıcak bir su içinde eriterek eklemek suretiyle ayarlayabilirsiniz. Zira sıcakken tadına baktığınızda şekerliymiş gibi gelebiliyor. Eğer ertesi sabah kontrol ettiğinizde kıvamı çok koyu olduysa içine -maksimum 1 su bardağı olmak üzere- soğuk su ekleyerek dilediğiniz kıvama getirebilirsiniz.
Üzerini süsleme konusu da artık sizin zevkinize ve hayal gücünüze bırakıyorum.
Afiyet olsun....
                                  
                                  
Published with Blogger-droid v2.0.9

27 Kasım 2012 Salı

Pancake (Ballı & Muzlu)

                                 
Pazar günü Can'a kahvaltıda ne istersin diye sorduğumda; ''Pancake istesem yapabilir misin'' dedi. O ister de ben yapmazmıyım hiç. Hemen girdim mutfağa. Önce malzemeleri hazırladım.

Can iki yıl boyunca Chicago'da neredeyse her sabah kahvaltısını pancake ile yapmış. Bu konuda gurme olmuş diyebilirim yani. O nedenle çok titizlenerek hazırladım ben de. Çünkü karşılaştıracağına emindim. Yedikten sonra tek yorumu ''Helal olsun sana aynısını yapmışsın'' demek oldu. :) E şimarmadım desem yalan olur yani. :)

Hemen tarife geçiyorum.
                                 
Malzemeler
*2 adet yumurta
*1 çay bardağı pudra şekeri
*1/2 çay bardağı sıvıyağ
*1 çay bardağı süt
*1 çay kaşığı kabartma tozu
*1 çay kaşığı vanilya
*1 su bardağı un (ben biraz daha fazla kullandım)

Üzeri İçin
*Süzme bal
*Muz
Not: Siz dilediğiniz marmelat, reçel, krema veya meyvelerle de süsleyebirisiniz. Yine bal veya akçaağaç şurubuyla tatlandırmak şartıyla krem şanti ve çilekle de çok yakışacaktır. Tabi bu mevsimde bulabilirseniz :)

Yapılışı
*Yumurta ve pudra şekerini çırpalım.
*Sıvıyağ ve sütü de ekleyip tekrar çırpalım.
*Unu, karatma tozunu ve vanilyayı da ilave edip akıcı bir karışım elde edelim. Kek hamurundan biraz daha akışkan olacak. Un miktarını ona göre ayarlayın.
*Krep tavasını sıvıyağ ile yağlayıp ocağa alalım. Bir kepçe karışımımızdan döküp iki yüzünü de pişirelim.
*Servis tabağına aldığımız pancakelerin üzerine bal gezdirip muz ile süsleyelim ve tekrar bal gezdirelim.
*Dilerseniz önce muzları yerleştirip onun üzerine balı tek bir kez de gezdirebilirsiniz.

Ben hızlı olsun diye biri yuvarlak diğeri kare olan iki pancake tavasıyla birden hazırladım. Böylece iki ayrı şekilli sunum oldu. 
                              
Yanına da sıcacık bir çay veya güzel bir kahve....
                              
Tarifi aynen uygulamanızı şiddetle tavsiye ederim. Çok ama çok güzel bir pancake tarifi oldu. Pazar kahvaltılarımızda başköşeyi alacak gibi görünüyor.
Afiyet olsun....
                               
                               
                              
                              
Published with Blogger-droid v2.0.9

23 Kasım 2012 Cuma

Prensesin Masası-1 :) Yani devamı gelecek anlamında bu biiiiir :)

                                
                                 

Blogumun adı "Prenses Mutfağı" olunca masama da prensesin masası adını verdik. :)
                              
Hiç sevmem öyle alelacele hazırlanmış masalarda yemek yemeyi. Hemen birşeyler atıştırıp yemek vaktini geçiştirmeyi de sevmem. Ben yaşamak için yiyenlerden değil, yemek için yaşayanlardanım sanırım.

Benim için özellikle akşam yemekleri bir keyiftir. O nedenle evde hergün son derece özenerek hazırlarım sofralarımı. Can'ın karnı çok aç olduğunda ''acelesinden olsun bu seferlik de'' diye huysuzlansa da oooo yooooo olmazzzzz. :)

Dün akşam da yeni cicilerimle hazırladım masamı.Fotoğraflayınca bloga da eklemeye karar verdim.

Minik saksıdaki çiçekler English Home.
Melekli mumlarım ise Münih'te el yapımı ürünlerin satıldığı bir mağazada ilk görüşte aşktı kesinlikle.  ''Kız Kıza Münih'' yazımdan Münih macerlarımızı da okuyabilirsiniz. :)
Supla olarak kullandığım servisler de English Home'da 3 ayrı boyunu içeren bir set olarak satılıyor. 8 set alıp supla yaptım ben onları. :)
                               
                               
                                

Menü de:
*Sebzeli ve kremalı makarna
*Acı soslu ve baharatlı julyen doğranmış ızgara
*Şeftali,elma ve armutla yapılmış meyve hoşafı vardı.
                            

Kadehlere gelince; size süper bir önerim var. Dün bir anda aklıma geldi ve neden olmasın ki dedim. Meyve hoşafını şarap kadehlerinde servis ettim. O kadar hoş bir sunum oldu ki. Önce mum ışığında hoşaflarımızı içtik:)) sonra da meycelerini yedik. :) Pek romantikti sormayın. :) Servisleri neden karşılıklı değilde yanyana hazırladığıma gelince; suplaları karşılıklı sığdıramadım da ondan. :)

                                
                                

Sevgiler....

21 Kasım 2012 Çarşamba

Melekli Dürbün :)

                                 
''iHorn ve stresli pazartesi'' yazımı okuyanlar varsa dürbün maceramı bilirler zaten. (Okumamış olanlar hemen üzerine tıklayıp okuyabilir. )

Dış kapımızın çalışmayan dürbünü yüzünden yaşadığım korku dolu günün akşamı Canım Can:) hemen bildiğimiz klasik dürbünlerden takıverdi de rahatladım. Artık kapımın önünde kim var görebiliyorum. Ne büyük rahatlıkmış anlatamam. :)

Aylardır  ablamın hediyesi olan ve çekmecede yerini bulmayı bekleyen meleklerime de yer açılmış oldu böylelikle. Ben sıradan bir dürbüne de razıyken bir anda melekli bir kapı oluverdi çıktı ortaya.

Size de meleklerin yanınızdan hiç eksik olmadığı günler diliyorum....
                                
                                

13 Kasım 2012 Salı

Neslihan Abla'nın Ponpon Kurabiyesi

                                                
                             
Hep söylediğim gibi kekte,kurabiyede,börekte,çörekte hep yumuşak ve puf puf olan şeyleri sevmişimdir. Malumunuz kurabiyeler genelde sert olur. Ama bu tarif asla öyle değil. Pasta gibi ve çok lezzetli. Yediğim en lezzetli kurabiye diyebilirim. Hemen tarif istedim Neslihan abladan kiiii o benim için yapım aşamasını bile fotoğraflamış zaten. Hem bu güzel kurabiyeler hem de yazın için tekrar teşekkür ederim. Fazla uzatmadan sizi Neslihan ablanın kendi kaleminden tarifiyle başbaşa bırakıyorum. :)

*************************************************************************************
Bu aralar ikramlık ne yapsam iş arkadaşlarım Pınar ve Ezgi de tatsın istiyorum.  Çoğunlukla fotoğraflamaya erindiğim için sadece tattırmakla yetiniyordum. Ama yaptığım bu kurabiyenin her aşamasını fotoğrafladım. İtiraf etmeliyim ki zor iş.
Bu arada kurabiyenin ismini Ezgi buldu. Deneyecek herkese şimdiden afiyet olsun. Ben de ilk kez denedim ve herkes beğendi. Umarım sizler de beğenirsiniz. J
 Malzemeler;
1 paket margarin ( oda sıcaklığında )
½ paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı pudra şekeri
50 gr kakao
1 çay bardağı mısır nişastası
3- 3,5 su bardağı un
Çikolata sosu için:
2 su bardağı süt
1 paket Dr. Outker çikolata sosu
200 gr sütlü çikolata
Üzeri için
Hindistan cevizi
Yapılışı;  Margarin, pudra şekeri, kakao, mısır nişastası, vanilya, kabartma tozu ve un karıştırılarak yumuşak bir hamur elde edilir. Ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yapılarak 200 °C de pişirilir.
                                     
                                               
 Kurabiye pişerken çikolata sosu süt ile pişirilir. Kaynayınca içine çikolata atılarak erimesi sağlanır.     
                                      
 Üzerinin kabuk bağlamaması için arada bir karıştırılarak soğutulur.  Fırından çıkan kurabiye ılıkken , yine ılık olan çikolata sosuna batırılır ve komple çikolata olunca çatalla alınarak hindistan cevizinin dolu olduğu kaba atılır. Alüminyum folyo serilerek kurabiye tek tek dizilir. Buzdolabında soğutularak servis edilir.
                                  



                                                                                          Sonra daaaaa Neslihan ablanın işyerine tatmamız için getirdiği kurabiyelerden 3 tanesi zula edilip eve getirilir veeee dizi keyfine keyif katar. :)
                                 
                                 




12 Kasım 2012 Pazartesi

Annemle Pazar Bir Başka Güzel :)

Anne evi, anne yemekleri hep bir başka oluyor bence. Bu pazar bizi akşam için yemeğe çağırınca akşamı falan beklemeden, telefonu kapatır kapatmaz yağmur botlarımı giydim ve aldım şemsiyemi doğru anneme. ''Çocuk menüsü yaptım, siz de benim miniklerimsiniz'' dediğinde gözlerim parladı. Hiç kimsenin hayır diyemeyeceği; salçalı çubuk makarna, köfte, patates olduğunu anladım hemen. :)
                              
Başak'ın yaptığı ve çooook lezzetli sütlacı fotoğraflamayı unuttum maalesef. Bşak'cım işin sırrını çözdüğünü söyledi. Pirinçler lapa olana kadar pişirmekmiş püf noktası. :)

Herkesin annesi tabi ki çok özel ve hepimizin annesi en becerikli tabi ki. :) Ama annemin yaptıklarını görünce elini öptüm inanın. 
Yalan Dünya dizisindeki Servet Hanım'ın çilek reçeli nasıl nam salmışsa, annemin ayva reçeli de öyle işte. Dillere destan. Misafirine çıkar, ayva tatlısı niyetine yiyiversin o derece. :)
                               
                               
                               
                                
Hepsi bu mu? Hayıııır!!!! Evde kavurma eriştesi yaptığını gördüğümde benim için nirvanaya ulaşmıştı annem. :) Erişteyi pek çok hamarat anne evde yapıyordur fakat kavurma eriştesini evde kendi fırınında yapan başka kimseyi bilmiyorum. :)
Asıl seromoniyi kaçırdığıma o kadar üzüldüm ki. Yüksük takıp hepsini kendisi kesip. Asıl onları fotoğraflamak isterdim. :( Neyse bunlarla idare edicez artık.
                                
                                
                                 
                                
Published with Blogger-droid v2.0.9

Canım annem, ellerine sağlık. Elimin lezzetini ben de senden almışım evet ama daha çooook fırın ekmek yemem lazım. :)

9 Kasım 2012 Cuma

Domatesli Pirinç Pilavı

                                     
İnegöl köftenin yanına yaptığım domatesli pilav tarifim sorulunca ben de bloga eklemeye karar verdim. Pilavları hep sebzeli veya et sulu vs olduğunda daha çok sevmişimdir. O nedenle domatesli pirinç pilavı da benim en sevdiklerimden biri. Yapılışı da çok kolay. Normal pilavdan tek farkı kavururken domates ekliyorsunuz. Tabi el lezzetini eklemeyi de unutmayın. :)

Malzemeler
2 su bardağı pirinç
3-4 adet rendelenmiş domates (Minik minik de doğrayabilirsiniz)
2 su bardağı sıcak su
2 çorba kaşığı tereyağ
1 çorba kaşığı zeytinyağ
1 diş sarımsak (bıçağın sırtıyla ezilecek)
1 çay kaşığı toz şeker
Tuz
Karabiber

Yapılışı
*Pirinçlerimizi iyice yıkayıp süzüyoruz ve üzerine kaynamış su ve tuz koyup 20 dakika kadar bekletiyoruz.
*Tereyağını eritip sarımsağı yağda biraz çeviriyoruz ve kokusunu verdikten sonra sarımsağı atıyoruz.
*Pirinçlerimizi süzüp tereyağında ortaları şeffaflaşana kadar iyice kavuruyoruz. Tuzu da pirinçleri kavururken ekliyoruz ki pirinçler kırılmasınlar.
*İyice kavurduğumuz pirinçlere zeytinyağını da ekliyoruz. Domatesleri,şekeri ve karabiberi ilave edip suyunu çekene kadar kavurmaya devam ediyoruz.
*Daha sonra sıcak suyumuzu verip, kapağını kapatıyoruz ve kısık ateşte pişiriyoruz.
*Pilavımız göz göz oldktan sonra altını kapatıp üzerine bir havlu veya peçete koyup demlenmeye bırakıyoruz.
*Dereotu veya maydanozla süsleyerek servis ediyoruz.

Not: Ben biraz da Tuzot'un klasik çeşnisinden ekledim. Çok yakışıyor. Tavsiye ederim.
Afiyet Olsun....
                                           

8 Kasım 2012 Perşembe

Ev Yapımı İnegöl Köfte

                                 
                                  
                                 
Bu tarifi internette gezinirken bulmuştum, neredeyse bir ay oluyor. Kızlara da verdim tarifi denerler diye. Fakat bir türlü bana kısmet olmamıştı yapmak.
Pınar Abla haftada iki defa yaptığını, vazgeçilmezleri olduğunu söyleyince bir de ben deneyeyim istedim. Sonuç gerçekten harika. Ve çok ama çok kolay bir tarif. Tek dikkat edilecek husus bir gün önceden yapılıp ertesi gün yeniyor olması.
Ben yanına domatesli pirinç pilavı yaptım. Domates biber de kızartacaktım da vakit olmadı. :) Fakat inegöl köftenin yanına en ama en çok yaşına şey kesinlikle acı sos bence.
Biz çok seviyoruz inegöl köfteyi. Hep dondurulmuşunu alırdım. Onların içinde de ne olduğu bile belli değil inanın. Mis gibi ev yapımı duruken dondurulmuş inegöl bitti artık. :)
Özetle bu köfte menümde yerini aldı artık. Sık sık yapılacak yani. Size de denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.:)

Malzemeler:
500 gr kıyma
1/2 su bardağı ince çekilmiş ekmek içi
1 tatlı kaşığı tuz
1/4 su bardağı su
1 adet rendelenmiş soğan (ben suyunu elimle biraz sıkıp döktüm)
1 paket karbonat
1 çorba kaşığı limon suyu

Yapılışı
*Kıyma,ekmek içi,tuz ve suyu yaklaşık on dakika yoğurup buzdolabına koyuyoruz. Ve bir gece bekletiyoruz.
*Sabah ise limon suyu ile karbonatı köpürtüp kıymaya ekliyoruz. Rendelenmiş soğanı da ekleyip güzelce yoğuruyoruz. İnegöl köfte şekli verip pişireceğimiz zamana kadar tekrar buzdolabına kaldırıyoruz.
*Yağsız teflon tavada köftelerimizi iyice pişiriyoruz. (Ben tarife sadık kalmayıp tereyağı ekleyip pişirdim fakat bir dahaki sefere yağsız tavada pişiricem. )

Dikkat! :) Köfteleri çok küçük yapmayın. Çünkü pişerken zaten küçülüyorlar.

Not: Ben soğan ve karbonatla limonu köpürtüp eklemeyi ancak işten çıkınca yapabildim ve bir saat kadar bekletebildim buzdolabında. Ve yine de sonuç harikaydı. Canım Can bayıldı köftelere. :)

Afiyet Olsun....
                              
                              

7 Kasım 2012 Çarşamba

Hello Kitty :)

                           
                            
Beni tanıyan herkes bilir tam bir hello kitty aşığı olduğumu.
Ve Neslihan Ablacım da bu kokteyl çatallarını görünce hemen aklına ben gelmişim.Tek kelimeyle bayıldım. Beni tam can evimden vurdu desem yeridir. Nasıl mutlu oldum anlatamam. :)
Acilen kullanmalıyım bu bebekleri. :)Mutfağıma apayrı bir güzellik kattılar.
Neslihan Ablama da tekrar çooook teşekkür ederim, bana verebileceği en ama en tatlı hediyeyi bulup almış. :)