27 Şubat 2013 Çarşamba

Bir Prensesin Doğuşu (Zeynep Naz'ımız Doğdu)

Nihayet heyecanla ve sabırsızlıkla beklediğimiz prensesimiz Zeynep Naz'ımız 14 Şubat sevgililer gününde dünyaya geldi. Hayata ve hepimize o tatlı gülücükleriyle merhaba dedi.

O gül pembesi teni, cennet kokusu, bi lokmalık dudakları, yumuk yumuk gözleri, sıcacık elleri,kalem gibi uzun ince minicik parmakları.... Nasıl anlatsam ki. Her bebek gibi bizim bebişimiz de bir mucize adeta...

Bu arada hani baby shower partisindeki koca ayak pastası vardı ya. Pastacının içine mi doğdu nedir. Ayyyy inanmıycaksınız Zeynep Naz'ın ayakları aynı ben; uzun ince palet gibi :)))) Yazık tatlışıma teyzesine benzeye benzeye en benzememesi gereken yerim olan ayaklarım benzemiş. :)

Daha öncesinde iki defa teyze, iki defa da hala olmuşluğum var hani. Ama bu melek bizim ilk kızımız. O kadar heycanlıydık ki hepimiz. Başak ve Alper Abi'min heyacanını anlatacak kelime bile bulamıyorum zaten.
Prensesimizin ve annesinin hastane bavullarını hazırlarken başladı heycanımız..... Sabaha kadar hiçbirimiz uyumadık inanın.

Zeynep Naz tam da prenseslere yakışır bir şekilde dünyaya geldi desem yalan olmaz. :) Eeee o baby shower partisi, kokoş eşyaları, onu dört gözle bekleyen o kalabalık.... Kızımızın nasıl bir ortama doğduğunu siz hayal edin artık. :)

İtiraf etmek gerekirse çok iyi fotoğraflar yakalayamadım çünkü ben de inanılmaz heyecanlıydım. Şunu bilmenizi isterim ki yine pembe ve harikalar diyarı gibi bir ortam yaratılmıştı hastane odasında.

Yazıyı hazırlamakta biraz geciktim farkındayım. Şu an bu minik kızımız tam 13 günlük oldu. Hergün annesi bana ''bugün momijimiz ne giydi'' diye resimini yolluyor bana.Teyzesinin kokoşu :) Anne kız öyle tatlılar ve öyle komikler ki. Zeynep Naz ağlıyor, Başak ağlıyor mesela. :))

İlerde genç kız olup da teyzesinin bloguna baktığında onun için yazdığım şu satırları okumasını istiyorum.

Canım prensesim, Zeynep Naz'ım dilerim hep bu doğduğun günki gibi pespembe, mutlu, huzurlu, dolu dolu bir hayatın olur. Büyümeni sabırsızlıkla ve keyifle izliycem. Seni o kadar çok seviyorum ki hayal bile edemezsin. Daha hastane odasından ayrılıp havaalanına giderken özledim seni. Doğar doğmaz hayatımın en güzel parçası oldun. O melekler gibi olan kokun hep burnumda desem inanırmısın. Hayatımızın kokusunu bile değiştirdin. Minik prenses hep böyle etrafına mutluluk ve ışık saçman dileklerimle....
Seni canı kadar seven teyzen EZGİ :)
 
 
 

20 Şubat 2013 Çarşamba

''Hello Kitty World'' Açıldı :)

Geçen hafta yine İstanbul'daydım. Başakla benim Hello Kitty aşkımdan bahsederken abim duydu. Caddeye pembe biyer açılmış. Hello Kitty yazıyor. Orayı gördün mü sen dedi. Allah'ım şaka yapıyor olmalı görmemiş olamam diye ne yapacağımı şaşırırken benim canım abim hadi giyin de götüreyim seni ne istiyorsan alayım demesin mi. Oh my Godnessss. Yazarken bile heycanlanıyorum. :))

Hello Kitty World'e gideceğime mi sevineyim yoksa benim bitanecik abimin hayatta en nefret ettiği şeyleri sırf benim yüzüm gülecek diye yapmasına mı bilemedim.

Tamam Hello Kitty World aklımı başımdan aldı. Resmen rüyalar alemi gibiydi. Orası ayrı. Ama o akşam beni mutluluktan uçuran asıl şey; Abimin hiç oflayıp puflamadan beni oraya götürüp, bir saate yakın beni bekleyip, hatta seçtiğim şeylerle ilgili sorduğum binlerce soruya sabırla cevap verip sonra da elimiz kolumuz pembe poşetlerle dolu eve dönmemizdi.... :))
O kadar güzel bir kalbi var ki onun. Dünya'nın en ama en iyi abisi desem az bile. Üstelik sadece bizler için değil,herkese karşı öyle. Abimi kelimelere döksem en başta vicdanlı ve merhametli gelirdi sanırım.... Çok şanslıyım böyle bir abim olduğu için.

Gelelim Hello Kitty World'e..... Bayanlar öncelikle şunu söyleyeyim mağazanın önünde kendi kafesi var. Yani siz mağazada ne kadar kalırsanız kalın baylar dışarda kahvelerini içerek sabırla bekleyebilirler sizi. Kahve fincanları, pastalar, fondü vs. hepsi yine hello kitty şeklinde tabi erkeklerin hoşlarına gider mi orasını bilemem. :)
Hello Kitty ile ilgili aklınıza gelen gelmeyen herşeyi bu mağazada bulabilirsiniz.
Nevresim takımları, bornozlar, makyaj malzemeleri, çantalar, cüzdanlar, defter, kalem, hesap makinası, evcil hayvan gereçleri, bebek arabaları, anne bebek çantaları, araba aksesuarları ve daha neler neler......
Ben abimin iyi niyetini fazla suistimal etmemek adına sadece resimdeki pembe çantayı aldırdım ona. Büyük boy olanını tabi ki. Eeee en baştan gözünü korkutmak olmaz dimi. :) Siyah çantayı ise Abimin eşi Sümeyra için aldık.
                              
Artık her İstanbul'a gidişimde Hello Kitty alışverişim farz oldu. Hayallerim gerçek mi oluyor ne? :))))




11 Şubat 2013 Pazartesi

Patatesli ve Peynirli Buzluk Böreği (Rulo Börek)

Bu aralar hep tatlı tarifleri yayınladığımı farkettim. Halbuki ben börek,çörek olaylarını da en az kek,pasta kadar çok severim. Ve şimdi size pratik ötesi bir börek tarifi vericem. Adının buzluk böreği olmasının sebebi böreği hazırladıktan sonra bir gece buzdolabında bekletiyor oluşunuz.
Geçenlerde abim misafirimdi. Ve ona daha önce tattırmadığım birşey yapayım kahvaltıda diye düşünürken Ece Annemin buzluk böreği geldi aklıma.
Bir yufka böreği bu kadar mı lezzetli olur deneyince göreceksiniz. Böreğin yapılışında beni en çok cezbeden taraf ise sadece tek bir kabın pisleniyor oluşu. Yani patatesi haşladığınız tencereye yine her bişeyi katıp püre kıvamına getiriyorsunuz ve hop harcınız hazır. :)

Her aşamasını sizler için fotoğrafladım. Sanırım daha anlaşılır olacaktır.

Ve işte tarifim :

Malzemeler:
6adet yufka

İç Harcı İçin:
Yarım kilo patates (Patatesleriniz küçükse 5, büyükse 4 tane kullanmanız yeterli.)
250 gr peynir (Ben beyaz peynir ve lor peynirini karıştırdım.)
1 su bardağı yoğurt
1/2 çay bardağı süt
1 paket tereyağ (Ben yarısını tereyağ, yarısını sıvıyağ kullandım)
2 yumurta
Maydanoz
Tuz, pul biber, karabiber

Üzerine Sürmek İçin:
1 adet yumurta sarısı ve 1 çorba kaşığı sıvıyağ

Yapılışı
~Patateslerimizi haşlayıp çatalla eziyoruz.
~Üzerine peyniri ekleyip tekrar eziyoruz.
~Patates ve peynirin olduğu kabın içerisine yoğurt,yumurta,süt,maydanoz ve baharatlarımızı da ilave edip karıştırıyoruz.
~Mıhlama veya kek hamuru kıvamında bir karışım elde ediyoruz.
~İlk yufkamızı tezgaha seriyoruz ve yaptığımız harçtan elimizle bol bol sürüyoruz ve ikinci yufkayıda onun üzerine yayıp yine harcımızdan sürüyoruz. Altı yufkayı da bu şekilde üst üste aralarına harç sürerek bitiriyoruz.
~Altıncı yufkanın üzerine de harç sürmeyi unutmayın.
~Sonra tezgahtaki yufkaların bir kenarından başlayarak rulo haline getiriyoruz.
~Ortadan ikiye kesip bir gece bekletmek üzere buzdolabına kaldırıyoruz. (Hatta ben bir yarısını buzdolabı poşetine koyup çat kapı gelen misafirlerime hazır olsun diye derin dondurucuya kaldırdım.)
~Ertesi gün ekmek dilimler gibi birer parmak kalınlığında dilimleyip tepsiye diziyoruz ve üstüne yumurta-yağ karışımından sürüyoruz.
~180 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun....
Herkese iyi haftalar dilerim....

4 Şubat 2013 Pazartesi

Nefis Kakaolu Cupcake ve Pazar Kahvaltımız :)

Dün Can daha uyanmadan girdim mutağa. Amacım sadece güzel bir pazar kahvaltısı hazırlamaktı. Taa ki dolabı açıp da dünden artan dolgu kremasını görünceye dek.... Acilen bir cupcake yapıp bu kremayı değerlendirmeliydim. :)

Bu tarif kurabiye kursu yazımda da bahsettiğim Funda'cığımın tarifi. Kendisi de benim gibi tam bir mutfak delisi. Lafta değil cidden öyleyiz biz. :)

Dün yani pazar sabahı Funda'yı aradığımda aramızda geçen diyaloğu aynen yazmak istiyorum.
Ezgi: Canım uyuyomuydun? Verdiğin tarifte yağ ne kadardı onu soracaktım.
Funda: Tatlım dün yaptıkların bitti mi yine mutfağa daldın pazar pazar. Mutfakla kafayı mı bozdun sen?
Ezgi: Yoo yaptıklarım aynen duruyo ama dolgu kremam artmıştı senin kekten yapıp süsleyeyim dedim. Sen napıosun?
Funda: Bende marketteyim yufka alıyorum, dünki senin börekten deniycem.

Sanırım bizi ve arkadaşlığımızı özetleyen güzel bir örnek oldu bu. :))

Şimdi tarifini vereceğim kek sıcakken sufleden birazcık daha katı, soğuduğunda ise aynı yumuşaklığını koruyan harika bir tarif. Bence bu keki bu kadar güzel yapan şey ise 1yumurta ile yapılıyor olması. Çok hafif ve çooook lezzetli bir tarif. Hemencecik de pişiveriyor. Ben bayıldım. Kek böyle kendi haliyle çok ama çok güzel. Ben üzerini sadece kalan kremamı değerlendirmek amacıyla süsledim. Neyse fazla uzatmadan tarife geçeyim.

Malzemeler:
*1 yumurta
*1 su bardağından biraz eksik toz şeker
*1/2 su bardağı sıvıyağ
*1 su bardağından biraz eksik süt
*1 tepeleme yemek kaşığı kakao (Hamurun rengi epey koyu olacak)
*1 paket vanilya
*1 paket kabartma tozu
*Un (kek hamurundan biraz daha akışkan olacak kadar un)
*1/2 su bardağından daha fazla damla çikolata

Yapılışı:
-Yumurta ve şekeri çırpalım.
-Yağ ve sütü ekleyip çırpmaya devam edelim.
-Kakao, un, kabartma tozu ve vanilyayı da ilave edelim.
-Son olarak damla çikolatayı da ekleyip karıştıralım.
-Kağıt kalıplarımızın herbirinin yarısından birazcık fazlası dolacak şekilde kek karışımımızı paylaştıralım.
-Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 15 dakika kadar pişirelim. Dikkat edin çok çabuk pişiyor. Fırınınıza göre daha erken veya daha geç pişebilir. Kurutmayın!!!!

Kreması İçin:
Detaylı krema tarifi için 'Evde Tek Başına' adlı yazıma tıklayabilirsiniz.
Açıkçası benim birgün öncesindan kalan dolgu kremam vardı.(profiteröl için hazırlamıştım)
Onun içerisine bir paket çilekli danone puding koyup çırptım. Krema torbasını keklerin içine de batırıp içlerini de bu krema ile doldurdum. Sonra da aynı krema ile üzerlerini süzledim.

Cupcakelerim de hazır olduğuna göre pazar kahvaltımız şenlik tadında geçti diyebilirim. :)
Afiyet olsun herkese.....
Bu sucuklu yumurta da pek güzel olmuştu bari fotoğrafını ekleyeyim dedim. :)

1 Şubat 2013 Cuma

Kurabiye Kursum ve Butik Kurabiyelerim :)

Başak'ın baby shower partisindeki o müthiş kurabiyelerden sonra bu işi kafaya koymuştum. İstanbul'a ilk gidişimde bir kurabiye kursuna gidip nasıl yapıldığını öğrenicem dedim ve öyle de yaptım.

Tabi bu kurs olayını aklıma sokan benim tatlı arkadaşım Funda oldu. Funda aslında bir mühendis. O da kurabiye kursuna gitmiş. Ve şu an sipariş üstüne sipariş alıyor. Harikalar yaratıyor diyebilirim. :)

Ben de İstanbul'a gitmeden önce kursumu ayarladım. Fiyonk Bakery diye çok hoş bir cafenin sahibi olan Özge'den öğrendim ben butik kurabiye yapmayı. O kadar zevkli bir kurstu ki anlatamam. Ve günün sonunda kendi ellerimle yaptığım ve süslediğim tam 19 tane kurabiyem vardı. Tabi bunlar ilk ve en acemi kurabiyelerim....
Özge'nin bana söylediği cümleyi aynen aktarıyorum: ''Bugüne dek kurs verdiğim en becerikli kişi sensin.'' dedi bana. E daha ne söyliyeyim ki. :))))

Kurstan eve döndüğümde hamur açmaktan avuçlarımın içi şişmişti ve morarmıştı desem inanır mısınız? Kollarımın hamlamasını ve ağrısını saymıyorum bile. :) Yani aslında göründüğü kadar da kolay birşey değil tüm bunları yapmak...

Neyse sözü fazla uzatmadan sizlerle ilk yani acemi ellerimden çıkan kurabiyelerimi paylaşayım. :)
Kurabiyelerim gibi tatlı ve rengarenk bir haftasonu dilerim....
Sevgiler....